Mustafa Kemal Asan
Avukat
ATATÜRK’ÜN GÖZÜNDEN YÖRÜKLER VE YÖRÜK KÜLTÜRÜ
“Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez. Orada devlet kurulurve devam ettirilir.” demiştir. Ayrıca Atatürk’ün soyu Yörük’tür; Yörüklere dayanır. Atatürk, kendi soyu ile ilgili şu bilgileri verir: “Benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye gelmiş Yörük Türkmenler’dendir.” (Enver Behnan Şapolyo’dan alıntılandı). Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım, soyları ile ilgili şunları söyler:
“Annemden sık sık şunları dinlemişimdir. Bizim esas (öz) soyumuz Yörük’tür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden gelmişiz.” (Enver Behnan Şapolyo’dan alıntılandı). Ayrıca, Makbule Hanım Yörük kavramı hakkında şunları da ekliyor:
“Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e “Yörük nedir?” diye sordum. Ağabeyim de bana ‘Yürüyen Türkler’ dedi.” (Enver Behnan Şapolyo’dan alıntılandı).
İşte bu sözler ışığında yukarıda belirttiğim üzere çok iyi tarih bilgisine sahip olan Baş Komutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; Türklük, tarih, kültür şuurunun ne denli kuvvetli olduğunu göster-miş, her fırsatta Türlük ve Türk’ün bin yıllarca yaşam biçimi olan Yörüklük hakkında haklı gururunu anlatmış ve kendisinin önder olduğu Türk milletine bu şuuru aşılamaya büyük özen göstermiştir.
Yörükler Anadolu’nun Akdeniz ve Ege Bölgesi başta olmak üzere Anadolu coğrafyasına dağılmış göçer TÜRKLER’dir. Türklerin Anadolu’ya gelişinden itibaren Anadolu’nun yurt tutulmasına en büyük katkıyı bu ilk göçerler sağlamıştır. Akabinde Anadolu’da kurulan bütün Türk devletlerinin kuruluşuna vesile olmuşlar ve sonrasında da devletlerin uzun ömürlü olmasına katkı sağlamışlarıdır. Çünkü tüm Yörükler vatansever ve milliyetçi oluşları ile bilinir.
Yerleştikleri coğrafyanın koşullarına çok hızlı bir şekilde adapte olan yörükler göçer hayatın vermiş olduğu mücadeleci ruh ve fiziksel güç ile Türk devletlerinin vazgeçilmez temel taşları olmuşlardır. Nitekim Anadolu Selçuklu Devleti döneminde oluşturulan ZEYBEKLİK teşkilâtı devletin ulaşamadığı bölgelerde güven ve düzenin sağlanması; adaletin tesisi gibi önemli görevler üstlenmiştir ve Zeybeklerin tamamı Yörüktür. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de 16. Ve 17. Yüzyılda tekrar gördüğümüz Zeybekler bu seferde bozulan ve yerel yöneticilerin insafına bırakılan devlet otoritesi-nin boşluk ve zaaflarını doldurmak için ortaya çıkmışlardır. Bununla yetinmemişler 1877-1878 Osmanlı Rus savaşında da Zeybeklerden oluşan bir birlik ile savaşa katılmışlardır.
1071’den önce başlayan Anadolu Coğrafyasının TÜRK yurdu olma sürecinde sürekli aktif rol oyna-yan Yörükler en son olarak da Kurtuluş Savaşı’nda, Baş Komutan Gazi Mustafa Kemal ATA-TÜRK’ün yanında yer alarak savaşın kazanılmasında etkin rol almışlardır. Kuvayi Milliye teşkilatının bel kemiği olan yörükler gayri nizami harp ile cephe gerisinde düşmanı önemli ölçüde yıpratıp ATATÜRK’ün kendilerine yüklediği görevi lâyığıyla yerine getirmişleridir. Akla gelen ilk şahsiyet de Kurtuluş Savaşı Kahramanı Efe YÖRÜK ALİ’dir. Kurduğu birlikle Yunan’ın denize döküldüğü güne kadar çok yararlı işler yapmış; sonrasında da Atatürk tarafından ödüllendirilmiştir.
Yörükler dün olduğu gibi bugün de ATATÜRK’ün izinde ilerlemektedir. Dün vatan müdafaasında en ön safta ATATÜRK’ün liderliğinde vatanı müdafaa eden yörükler hiç şüphesiz bugün de Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün izinde müreffeh , hür ve kudretli Türkiye’nin kılcal damarları gibi memleketin her yerinde şuurunu muhafaza edip ATATÜRK’ün mirasına sahip çıkmaktadır
Diğer konuk yazarlarımızı görmek için Konuk Yazarlarımız sayfasını ziyaret edin.